Denizli Efsaneleri
 
Paylaş
Adana Efsaneleri
  Adıyaman Efsaneleri
  Afyon Efsaneleri
  Ağrı Efsaneleri
  Amasya Efsaneleri
  Ankara Efsaneleri
  Antalya Efsaneleri
  Artvin Efsaneleri
  Aydın Efsaneleri
  Balıkesir Efsaneleri
  Bilecik Efsaneleri
  Bingöl Efsaneleri
  Bitlis Efsaneleri
  Bolu Efsaneleri
  Burdur Efsaneleri
  Bursa Efsaneleri
  Çanakkale Efsaneleri
  Çankırı Efsaneleri
  Çorum Efsaneleri
  Denizli Efsaneleri
  Diyarbakır Efsaneleri
  Edirne Efsaneleri
  Elazığ Efsaneleri
  Erzincan Efsaneleri
  Erzurum Efsaneleri
  Eskişehir Efsaneleri
  Gaziantep Efsaneleri
  Giresun Efsaneleri
  Gümüşhane Efsaneleri
  Hakkari Efsaneleri
  Hatay Efsaneleri
  Isparta Efsaneleri
  İçel Efsaneleri
  İstanbul Efsaneleri
  İzmir Efsaneleri
  Kars Efsaneleri
  Kastamonu Efsaneleri
  Kayseri Efsaneleri
  Kırklareli Efsaneleri
  Kırşehir Efsaneleri
  Kocaeli Efsaneleri
  Konya Efsaneleri
  Kütahya Efsaneleri
  Malatya Efsaneleri
  Manisa Efsaneleri
  K.Maraş Efsaneleri
  Mardin Efsaneleri
  Muğla Efsaneleri
  Muş Efsaneleri
  Nevşehir Efsaneleri
  Niğde Efsaneleri
  Ordu Efsaneleri
  Rize Efsaneleri
  Sakarya Efsaneleri
  Samsun Efsaneleri
  Siirt Efsaneleri
  Sinop Efsaneleri
  Sivas Efsaneleri
  Tekirdağ Efsaneleri
  Tokat Efsaneleri
  Trabzon Efsaneleri
  Tunceli Efsaneleri
  Şanlıurfa Efsaneleri
  Uşak Efsaneleri
  Van Efsaneleri
  Yozgat Efsaneleri
  Zonguldak Efsaneleri
  Aksaray Efsaneleri
  Bayburt Efsaneleri
  Karaman Efsaneleri
  Kırıkkale Efsaneleri
  Batman Efsaneleri
  Şırnak Efsaneleri
  Bartın Efsaneleri
  Ardahan Efsaneleri
  Iğdır Efsaneleri
  Yalova Efsaneleri
  Karabük Efsaneleri
  Kilis Efsaneleri
  Osmaniye Efsaneleri
  Düzce Efsaneleri
 
 


























































































 
 
 
 
DENİZLİ EFSANELERİ
PAMUKKALE EFSANESİ:

Oduncu güzelinin öyküsünü yüzlerce yıldır insanlar anlatırmış. Ben de geleneği bozmayayım. Çok çok eskiden Çökelez Dağı eteklerinde yaşayan, fakir oduncu bir aile varmış. Bu ailenin kızı, o kadar çirkinmiş ki erkek çocuk anneleri onu görünce yollarını değiştiriyormuş. Fakirliği,genç kızın umurunda bile değilmiş ama çirkinliği canına tak etmiş. Çökelez Dağının eteklerinden kendini boşluğa bırakmış.

Su ve tortu dolu havuza hızla düşmüş.Burada uzun süre suların içinde baygın kalmış. O esnada bu su o çirkin kızı güzelliğe boğmuş.Oradan geçmekte olan Denizli Beyinin oğlu, kanlar içinde güzel kızı görmüş. Atına oduncu kızı alıp evine götürmüş. Kız iyileşmiş ve evlenmişler. O günden sonra kadınlar güzelleşmek için bu ılıcaları ziyaret etmeye başlamış. O gün bu gündür güzelleşmek isteyen tüm kadınlar bu suyun içine atarlar kendilerini.

GELİN DİLEK TUTMA TAŞI EFSANESİ
Geçmiş bir zamanda güzeller güzeli geç bir kız, gönlünü köyün çobanına kaptırmış. Ama talihsizliktir ki köyün beyinin oğlunun da kızda gözü vardır. Bir gün evlilik hazırlıklarında olan kız atla nişanlısı olan çobana yemek götürürken yolda arkasındaki beyin oğlunun atıyla ona doğru geldiğini görür. Kız başına gelecekleri anlamıştır. Kendini çobandan başka birine yar etmemek için tanrıdan ona yardım etmesi için dua eder ve " Tanrım taş olayım ama beni bu beyoğluna yar etmedirder. O arada kızın duası kabul olur ve oracıkta atı ile birlikte taşa dönüşürler.
O günden bu yana yeni gönlünün muradına eren gelinler bu kayaya gelerek evlilik yaşantılarında mutlu olmak için buraya gelerek tanrıdan dilekte bulunurlar. Bu gün bile genç kızlar Karahayıt kasabasında bulunan bu kayaya gelip ziyaret ederler.
Tiyatro Frizlerinde İşlenen Mitolojik Konular
 
APOLLON-MARSYAS GRUBU
Eserin orjinali Helenistik dönemde yapılmıştır. Roma dönemine ait Marsyas repliklerinden de anlaşılacağı gibi, bu iki eserin bir grup olarak yapıldığı bugün kesin olarak saptanmıştır. Kabartmada Marsyas’ın karşısında ise bir İskitli diz çökmüş, büyük bir taş üzerinde bıçağını bilemektedir. Bu sırada da başını kaldırıp karşısında duran Marsyas’a bakmaktadır. Bu olayı arkadan Tanrı Apollon izlemektedir.

Mitolojiye göre; Marsyas Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme cüreti gösterir. Yarışta en iyi müziği Apollon yapmış ve Marsyas’ı yenmiştir. Neticede Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme gibi ölçüsüz davranışlarından dolayı Marsyas’ın derisi yüzülecektir.

Bu görev için bir İskitli bulunur. Eserin orjinali M.Ö. 3. yüzyılda yapılmıştır. Kabartmanın devamında Apollon’a Marsyas’ı yendikten sonra (Delphinios) defne ile iki Nimphe tarafından tacı giydirilir. Apollon elinde zafer palmiyesi tutmakta, şerefe içki içerek olayı ve başarısını kutlamaktadır.

APOLLON VE ARTEMİS’İN DOĞUŞU
Apollon ve Artemis, Leto ile Zeus’un çocuklarıdır. Bu iki tanrı daha çok Anadolu kökenli oldukları için Anadolu’da tapınım görmüşlerdir. Apollon ve Artemis, Truva Savaşları’nda da Anadolu tarafını tutmuşlardır.

Mitolojiye göre Zeus’tan gebe kalan Leto, Zeus’un karısı Hera’dan korktuğu için Apollon’u Delos Adası’nda doğurur. Yaygın olan mitolojiye göre Leto Artemis’i İzmir yakınlarındaki Klaros’ta doğurmuş ve orada saklamıştır. Onun için Artemis Efes’te baş tanrıça olarak tapınım görmüştür. Apollon’un ise Likya Bölgesi’nde Patara’da doğduğu ve büyüdüğü daha yaygındır. Kabartmada Leto, Apollon’u doğurmak için yatağa uzanmıştır.

Hizmetçiler doğum için yardım etmektedirler. Artemis’in doğumunda ise genç kızlar (Horai) ellerinde lavanta çiçekleri ve afyon kozaları ile kutsal doğum olayını izlemektedirler.

NİOBİDLER EFSANESİ
Niobe efsanesi Anadolu’ya özgüdür. Niobe babasının kral olduğu Sipylos (Manisa) Dağı yöresinde doğmuştur. Tanrıça Leto ile birlikte büyümüş, onunla arkadaşlık etmiştir. Thebai Kralı Amphion ile evlenmiş altı kız, altı erkek olmak üzere oniki çocuk doğurmuştur.

Efsane, Niobe’nin çok çocuklu olmasından kaynaklanır. Niobe kendisini tanrıça Leto ile bir tutmuş, tanrıçanın iki çocuğu var bende ise bir düzine diye gururlanmıştır. Anneleri Leton’un olaya çok üzüldüğünü gören Apollon ve Artemis Niobe’ye çok kızmışlar, oklarıyla Niobe’nin tüm çocuklarını öldürmüşlerdir. Çocuklarını kaybetmenin üzüntüsü ile Niobe taş kesilmiştir.

Efsane Manisa yöresinde bugün hala yaşamaktadır. Burada kadın yüzü şeklinde bir kaya vardır ve göz şeklindeki iki oyuğundan sular sızmaktadır.

HERAKLES-ANTAİOS MÜCADELESİ
Antaios denizler tanrısı Posedion ve toprak ana Garia’dan doğma bir devdir. Antaios Makedonya’daki Devler Savaşı’na katılmıştır.Mitolojiye göre Antaios’u yere sermek olanaksızdır. Her yere düştüğünde toprak ana Garia’dan güç alarak doğrulur ve kalkar. Herakles bu yüzden Antaios’u tutup sırtlar, başka bir ülkeye götürerek öldürür.

HADES’İN PERSEPHONE’Yİ KAÇIRMASI
Persephone, Zeus ile Demeter’in kızıdır. Mitolojiye göre Persephone bir gün kırlarda çiçek toplarken, aniden toprak yarılır. Abrasıyla çıkan Tanrı Hades kızı yakalayıp yeraltına kaçırır. Demeter kızı Persephone’yi her yerde arar ama bulamaz. Sonunda her şeyi gören Güneş Tanrısı Helios, Persephone’nin bulunduğu yeri Demeter’e gösterir.Yeraltına kaçırılan Persephone yüzünden kıtlıklar başlamış, toprağın bereketi kalmamış, mevsimler hep kış olmuştur.
 
Persephone, Hades’in kendisine verdiği nar meyvesini yemiş ve büyü ile tanrıya bağlanmıştır. Bu olay üzerine Baş Tanrı Zeus araya girerek yılın yarısını, yani çiçek açma ve meyve zamanlarında yer üstünde Demeter’in yanında kalmasını sağlamıştır.Persephone yılın diğer yarısını ise kocası Hades’in yanında geçirecektir. Mevsimlerin oluşması ile Hades’in Persephone’yi kaçırması arasında bu mitoloji ile bağlantı kurulmuştur.
Merkezefendi Efsanesi
        Merkezefendi medrese de kızları ve erkekleri birlikte okuttuğu için Padişah'a şikayet edilir.Padişah'ta onu İstanbul'a çağırır.İstanbul'a geldiğinde Padişah'ı namaz kılarken bulur  ve ona selam verir ve bekler.Padişah selam verince "Namaz kılana  selam verilir mi? diye sorar.O da "Padişahım siz namazda sarayın tamirini düşünüyordunuz" der.Padişah şaşırır.Dediği doğrudur.Sınıra da "Siz kızlarla oğlanları birlikte okutuyormuşsunuz hiç ateşle barut bir arada  olur mu?"diye sorar.Merekzefendi kavuğunu çıkarır ve ateşle barutu göstererek "işte böyle durur" der.Padişah Merkezefendi den hoşlanmış ve onun keramet sahibi biri olduğunu anlamıştır.İstanbul'da kalmasını söyler o da kabul eder.
Ahi Sinan'a ait Efsane
        Denizlide çok zengin bir ağa vardır.Kapısına kim gelirse boş geri çevirmez.Ahi Sinan da ağanın yanına sığınmış bir yoksul kişidir.İyi huyu ve çalışkanlığı ile herkesin sevgisini kazanmıştır.
        Bir gün ağa Hacca gitmeye karar vermiştir.Tüm ev halkını ve eşyasını Sinan'a emanet ederek yola çıkar.Aradan altı ay geçer.Namazdan sonra Sinan'ın aklına ağası gelmiştir.Helvayı çok sevdiğini hatırlar.Hemen büyük hanıma gidip helva yapmasını söyler.Sinan hazırlanan helvayı koltuğunun altına koyarak gözünü yumar.Açtığında ağasının yanındadır.Ağa büyük bir alanda cemaatle namaz kılmaktadır.Yavaşça elindeki çıkını yanına bırakarak ortadan kaybolur.
 
 
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
Anteplice Dil Dersleri
 


=> Fıkralar

=> Anteplice Sözlük

=> Anteplice Beddualar

=> Anteplice Atasözleri Deyimler

=> Antep Tekerlemeleri

=> Gaziantep Manileri

=> Antepoloji Bölümü

=> Antepliyik Demek için

=> Gaziantep Ninnileri
 
 

=> Anteplice Karikatür

=> Anteplice vido

=> Anteplice Dualar

=> Örnek konuşma

=> Anteplice Yeminler

=> Şiirler

=> Gaziantep ağzından derlemeler

=> Gaziantep'li olmak

=> ALLEBENDEN ANILAR
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Reklam
 
 
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=