Sakarya Efsaneleri
 
Paylaş
Adana Efsaneleri
  Adıyaman Efsaneleri
  Afyon Efsaneleri
  Ağrı Efsaneleri
  Amasya Efsaneleri
  Ankara Efsaneleri
  Antalya Efsaneleri
  Artvin Efsaneleri
  Aydın Efsaneleri
  Balıkesir Efsaneleri
  Bilecik Efsaneleri
  Bingöl Efsaneleri
  Bitlis Efsaneleri
  Bolu Efsaneleri
  Burdur Efsaneleri
  Bursa Efsaneleri
  Çanakkale Efsaneleri
  Çankırı Efsaneleri
  Çorum Efsaneleri
  Denizli Efsaneleri
  Diyarbakır Efsaneleri
  Edirne Efsaneleri
  Elazığ Efsaneleri
  Erzincan Efsaneleri
  Erzurum Efsaneleri
  Eskişehir Efsaneleri
  Gaziantep Efsaneleri
  Giresun Efsaneleri
  Gümüşhane Efsaneleri
  Hakkari Efsaneleri
  Hatay Efsaneleri
  Isparta Efsaneleri
  İçel Efsaneleri
  İstanbul Efsaneleri
  İzmir Efsaneleri
  Kars Efsaneleri
  Kastamonu Efsaneleri
  Kayseri Efsaneleri
  Kırklareli Efsaneleri
  Kırşehir Efsaneleri
  Kocaeli Efsaneleri
  Konya Efsaneleri
  Kütahya Efsaneleri
  Malatya Efsaneleri
  Manisa Efsaneleri
  K.Maraş Efsaneleri
  Mardin Efsaneleri
  Muğla Efsaneleri
  Muş Efsaneleri
  Nevşehir Efsaneleri
  Niğde Efsaneleri
  Ordu Efsaneleri
  Rize Efsaneleri
  Sakarya Efsaneleri
  Samsun Efsaneleri
  Siirt Efsaneleri
  Sinop Efsaneleri
  Sivas Efsaneleri
  Tekirdağ Efsaneleri
  Tokat Efsaneleri
  Trabzon Efsaneleri
  Tunceli Efsaneleri
  Şanlıurfa Efsaneleri
  Uşak Efsaneleri
  Van Efsaneleri
  Yozgat Efsaneleri
  Zonguldak Efsaneleri
  Aksaray Efsaneleri
  Bayburt Efsaneleri
  Karaman Efsaneleri
  Kırıkkale Efsaneleri
  Batman Efsaneleri
  Şırnak Efsaneleri
  Bartın Efsaneleri
  Ardahan Efsaneleri
  Iğdır Efsaneleri
  Yalova Efsaneleri
  Karabük Efsaneleri
  Kilis Efsaneleri
  Osmaniye Efsaneleri
  Düzce Efsaneleri
 
 






































































 
 
 
 
Sakarya efsaneleri
Ana Tanrıça

Mitolojiye göre, Friklerin Ana Tanrıçası Kibele'nin kocası Atis'i, Sakarya nehrinin kızı Nana doğurmuştu. Nana, Sakarya'nın güzellikte eşsiz kutsal perilerinden biriydi. Bahar geldi mi Sakarya nehri açılıp saçılıyor, su perileri, yeşeren toprakların dallarında, çiçeklerinde, güzel kokularla tabiata kucak açıyorlardı. Nana, böyle bir bahar günü, çiçekli bir badem ağacına 'şık olmuş, beyaz bir badem içini bağrına basarak gebe kalmış, sonunda Atis, ya da Temmuz'u doğurmuştu. Temmuz ayı, adını buradan almaktaydı. Ana Tanrıça Kibele'nin şehri, bugün Sivrihisar'ın on iki kilometre güney doğusundaki Pessinus olarak bilinir. Bugün, bu şehrin yerinde arkeolojik kazılar yapılmakta ve Kibele tapınağı meydana çıkarılmaktadır.Eskiçağ Anadolu efsanelerine göre, Kibele aynı zamanda hayat ve bereketin tanrıçasıydı, tabiatın anası sayılıyordu. İlkbaharda kız, yazın çeşitli ürünleri doğuran ana oluyordu. Kibele'ye ay tanrıçası gözüyle de bakılıyor, ay hilâl şeklindeyken kızı, dolunayken gebe kadını temsil ediyordu. Sakarya da Anadolu tapınağının damarında dolaşan, ona can veren, güç kazandıran kan misali bir hayat kaynağıydı. Bundan dolayı Sakarya nehri yüzyıllar boyu kutsal sayılmış, susuz, bağrıyanık Anadolu toprağını sulamış, geniş ovaları, yaylaları kıvrım kıvrım dolaşarak Karadeniz'e kavuşmuştur.
Sapanca'nın Efsanesi

Sapanca gölünün bir efsanesi var, dilden düşmez. Yeri gelmişken bir de biz anlatalım: Bir zamanlar Sapanca gölünün yerinde, verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama, gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış. Bir gün, Adapazarı'nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, gönlünü aşk ve sevgiyle doldurmuş erenlerden bir eren, bu kasabaya inmiş. Selam vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse "buyurun" dememiş, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış, bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler. Derviş gönlü bu, bir kırıldı mı onarılmaz, onarılsa da faydası olmaz. Akşama değin yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, ötelerde küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelmiş, bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum diye düşünmüş. Bu, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının iş yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı:
-Buyurun, hoş geldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi şimdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı'ya niyaz ediyordum, demiş.Derviş memnun, baş köşeye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı'dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüşünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu koca göle Sapanca adını vermişler. Adapazarı'nın Erenler Tepesi, aynı zamanda Ağaç Baba'nın yattığı yerdir. Ağaç Baba, bahar geldi mi, ormana iner, boş tarlalara fidan diker, ağaç yetiştirirmiş. Ağaç Baba'nın diktiği fidanları koparan, ya da yetiştirdiği ağaçları kesenlerin elleri kurur, bu yüzden kimse ormanlara el süremezmiş. Ölürken, Ağaç Baba'nın vasiyeti şu olmuş:

- Benden sonra, çocuklarınızın mutlu, topraklarınızın verimli olmasını istiyorsanız ağaçlarıma dokunmayın. Benim hayır duamı almak, dünya ve ahiretinizi ma'mur etmek istiyorsanız ağaç dikiniz. Ağaç Baba öleli, yıllar, yüzyıllar olmuş. Ama ölmeyen, halk arasında yaşayan bir vasiyeti var. Bu vasiyeti yalnız Sakarya için değil, tüm Anadolu için kabullenmek gerek.

Sakarya'da efsane üstüne efsane... Bitmez tükenmez Anadolu, ondan bir parça Sakarya...
Sessiz, fakat derin. Şairin dediği gibi:
Hani bir nehir var ya,
Sessiz sessiz akar ya!
Bir adı Anadolu
Bir adı da Sakarya...
İçine dönük, derin
Kaynağı perilerin
Mavi, yeşil gözlerin
Yürekleri yakar ya!
Kutsal sütünü nehir
Toprak anaya verir,
Doğmuş bir güzel şehir
Adı Adapazar ya!
          Sapanca gölü Söylencesi
        Günün birinde Sapanca'ya bir ermiş gelir.Selam verir selamını alan olmaz.Konuk olmak ister kimse konuk etmek istemez.Akşama yorgun argın kasabadan dönerken uzaktan ışık sızan küçük bir kulübe görür.Bir adım daha atacak gücü kalmamıştır.Kulübeye varır,kulübede geçimini sapan yaparak sağlayan iyi yürekli bir insan yaşamaktadır.Ermişi güler yüzle karşılar:buyur eder."Hoş geldin safalar getirdin aşı şimdi ocaktan indirmiştim Tanrıdan bir misafir istiyordum sen geldin" der ve en rahat köşeye misafirini oturtur.İzzeti ikramda bulunur.Daha sonra da yatacak yer gösterip yatırır.Davranışı ermişi çok memnun etmiştir.
        Ertesi gün erkenden kalkarlar.Ermiş teşekkür edip izin ister ve yola koyulur.Sapancı da karşı tepelere değin onu uğurlar.Dönüşte aşağıdaki kasabayı göremez.Yerinde kocaman bir göl olmuştur.Küçük kulübesinden başka ev kendisinden başka insan kalmamıştır.
        Kasaba tüm kötülükleriyle yok olmuştur.O günden sonra göle Sapancı Gölü denilir.Zamanla da bu Sapanca'ya dönüşür.
Ağaç Baba Söylencesi
        Adapazarı'nın Erenler Tepesi'nde Ağaç Baba adlı bir ermiş yaşarmış.Söylenceye göre Ağaç Baba bahar gelince ormana iner,boş tarlalara fidan diker.ağaç yetiştirir.ağaç Baba'nın diktiği fidanlara el sürenin,onlara zarar verenin elleri kurur;Başına her türlü kötülük gelir.Bu yüzden kimse ormana el süremez.
        Söylenceye göre Ağaç Baba ölüm döşeğinde iken "Benden sonra çocuklarınızın mutlu,topraklarınızın bereketli olmasını isterseniz ağaçlara dokunmayın benim hayır duamı alarak ,dünya ve Ahirette mutlu olmak istiyorsanız ağaç dikin" diye vasiyet eder.
        Günümüzde de yörede ağaçlara zarar verenlerin kötülük göreceklerine inanılır.
Beş köprü söylencesi
        Günün birinde sakar Dede adında bir ermişin yolu bu yöreye düşer.Sakarya üzerindeki Beşköprü'den durdurulup geçiş vergisi istenir.Dede parası olmadığını ve bu parayı ödeyemeyeceğini söyler.Fakat parası yoksa köprüden de geçemeyeceği kendisine söylenince ellerini açıp Tanrı'ya dua eder.Duası bitmeden nehir yer değiştirip ovadan akmaya başlar.sakar Dede'nin gösterdiği ovadan akmaya başlamıştır.
        İnanışa göre o günden sonra nehrin adı sakar diye anılmaya başlar.Bu ad zamanla Sakarya'ya dönüşmüştür.Erenler Tepesi'ndeki ermişin de Sakar Dede olduğuna inanılır.
Şeyhler Köyü'ne ilişkin Söylence
        Orhan Gazi Akçakoca'ya doğru ilerlerken Şeyhler Köyü'nün biraz güneyinde mola verir;Konaklar Köyden Şeyh İsmail Askerlerin karnını doyurmayı üstlenmiştir.Karargaha gider,askerlerin önüne ,bir kişilik yemek bırakır.Orhan Gazi buna kızar ama ,askerler doymuş yemek artmıştır bile Orhan Gazi Şeyhin bu kerameti karşısında elini öper,bir dileği olup olmadığını sorar.Şeyh ezan sesinin duyulduğu alanın kendisine bağışlanmasını ister.Bu dilek yerine getirilir.
        İnanışa göre "Hacet Bayramı " , her yıl o günün anısını yaşatmak için düzenlenir.Bu bayramda yemekler ne denli az,konuklar ne denli çok olursa olsun,herkesin karnı doyar
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
Anteplice Dil Dersleri
 


=> Fıkralar

=> Anteplice Sözlük

=> Anteplice Beddualar

=> Anteplice Atasözleri Deyimler

=> Antep Tekerlemeleri

=> Gaziantep Manileri

=> Antepoloji Bölümü

=> Antepliyik Demek için

=> Gaziantep Ninnileri
 
 

=> Anteplice Karikatür

=> Anteplice vido

=> Anteplice Dualar

=> Örnek konuşma

=> Anteplice Yeminler

=> Şiirler

=> Gaziantep ağzından derlemeler

=> Gaziantep'li olmak

=> ALLEBENDEN ANILAR
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Reklam
 
 
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=